Datça Gezi Rehberi

1)Datça Hakkında

Senelerdir yakın diye diye Çeşme’den başka yere gidemeyen biz, bu yaz bir değişiklik yapıp Datça’yı keşfetmeye karar verdik. Bildiğimizden değil, instagram fotoğraflarından özenip adı da çok minnoş gelince plansız programsız düştük yollara. Açıkçası giderken bu kadar bakir yerlerle karşılaşacağımızı tahmin etmemiştik. Ama huzur depomuzu fulleyip geri döndük.

Baştan belirtmek gerekir ki, o denizi cam gibi berrak Datça koyları, ünlü beachlerin olduğu, hareketli mekanlardan değil. Söylediğim gibi sessiz, genellikle ailelerin olduğu, deniz haricinde kitabınızın, müziğinizin keyfine varabileceğiniz huzur dolu ortamlar.

2)Datça’ya ne zaman gitmeliyim?

Datça’da sezon 6 ay açık. Denizinin soğuk olduğu söylense de bizim gittiğimiz dönem olan Ağustos’un ilk haftası ılıktı. Girerken hiç zorlanmadım. Ama tabi Akdeniz gibi de beklememek lazım.

3)Datça’ya Gitmek İçin Seçeneklerim Nelerdir?

Datça ile İstanbul arası yaklaşık 740, Ankara ile 560, İzmir ile 285 km. Datça Yarım Adasına ulaşmak için bir diğer seçeneğiniz ise uçakla Dalaman Havaalanına gelmek. Daha sonra havaalanından araç kiralayabilirsiniz. Araçla da yaklaşık iki buçuk saatlik bir yolculuk sizi bekliyor. Toplu taşıma kullanmak isterseniz Marmaris’e geçip Datça otobüslerine binebilirsiniz. Eğer Bodrum’daysanız Datça’ya feribotla ulaşmanızda mümkün, günübirlik gidip dönebilirsiniz.

4)Datça için Konaklama Seçenekleri Nelerdir?

Datça ile ilgili plan yaparken biz konaklama konusunda maliyeti minimum seviyede tutmak istediğimiz için ev kiralama yolunu seçtik ve günlük 200 tl gibi bir fiyata 4 kişinin rahatlıkla kalabileceği bir ev ayarladık. Datça merkezde her bütçeye uygun otel ve pansiyon seçenekleri de mevcut. Merkezde kalırsanız hem keşfedeceğiniz koylara kolaylıkla gidebilirsiniz hem de akşamları eski ve yeni  Datça’yı keşfedebilirsiniz. Ama başka seçenekler arıyorsanız aşağıda gidebileceğiniz koyları anlatırken konaklama seçeneklerinden de bahsettim.

5)Datça İçin Kaç Gün Yeterli?

Datça için en az 4-5 gün ayırmak gerekir diye düşünüyorum. Böylece muhteşem koylarının çoğunu görmüş olursunuz. 

6)Datça’yı Gezmek İçin Nasıl Bir Rota İzlemeliyim?

Biz öncelikle haritadan birbirine çok yakın olduğunu gördüğümüz koylardan keşfe başladık. Sırasıyla Kargı Koyu, Kizilbük, Hayıtbükü, Ovabüküve Palamutbükü olmak üzere rotamızı çizdik.

7)Datça’nın En Güzel Plajları ve Koyları Nerelerdedir?

Kargı Koyu

Kargı koyu, üzerinde 2 tane yanyana tesis (tesisten kastım 2 tane kafe ve şezlongları, büyük bir beklentiniz olmasın)  bulunduran denizi berrak, sessiz sedasız bir koy. Tabi ki tüm Datça koyları gibi denizin girişi taşlık. Tavsiye üzerine ilk tesisin (Yeşim kafe idi sanırım) şezlonglarına serildik ama rejisör sandalyelerimiz yanımızda olsaydı diye de hayıflandık çünkü 100 metre ileride ağaç gölgeliği bir alan var ve kendi düzenini kurmaya gayet müsait.

Kargı koyunun denizinde hafif yağlımsı bir görüntü var. Bu görüntünün daha sonra denize karışan yer altı sularından kaynaklandığını öğrendik ve içimiz rahat keyfini çıkardık.

Sonrasında da Yeşim kafede yediğimiz yemeklerden de memnun kaldık. Yaz sıcağında ağır olur demezseniz çökertme kebabı ve pidesi güzel. Bu arada koyda otopark mevcut ve 5 tl.

Kargı koyundan sonraki durağımız Palamutbükü olmak zorunda kaldı çünkü yol ayrımından sağa girince sahil şeridinden değil iç taraftan gitmiş olduk ve bu yol bizi direk Palamutbükü’ne götürdü.

Palamutbükü

Palamutbükü Kargı Koyu’nun aksine sahil şeridinde birçok kafe, butik otel ve pansiyon bulunan bir yer ve diğer koylara göre daha kalabalık. Denizi gayet güzel belirtmeme gerek bile yok.

Yemek için internetten araştırmalarımız tek bir adresi gösterdi Le Jardin de Semra. Restoranın uzun hoş bir bahçesi var. Yemekleri lezzetli, yanında gelen soslar daha da lezzetli. Salatalarda kullanılan yeşillikler Semra hanımın bahçesinde yetişiyormuş hepsi tazecik. Sohbet, muhabbet daha ne olsun..

Hayıtbükü

Hayıtbükü, Palamutbükü’ne göre daha küçük ve daha dar bir sahile sahip. Biz akşamüstü saatlerinde gittiğimiz için olsa gerek deniz biraz yosunlanmış, biraz kirlenmişti bu yüzden azıcık hayal kırıklığı yaşamadım değil. Yine arka tarafta yer alan restoran ve otellerin şemsiye, şezlong, duş ve kabinini ücretsiz olarak kullanabilirsiniz. Hayıtbükün’den %100 keçi sütlü dondurma yemeden ayrılmayın derim. Hayatımda yediğim en güzel dondurma olabilir kendileri.

Sonraki durağımız maalesef Ovabükünü es geçerek Kızılbük oluyor. Ovabükü de görüldüğü kadarıyla şirin ve diğer ikisine göre daha bakir bir yer.

Kızılbük (Gabaklar koyu)

Kızılbük (Gabaklar koyu) beklentimin çok çok üstünde, arka tarafı dağ olması sebebiyle havası mis, denizi yemyeşil, birkaç gün geçirmeye değer huzur dolu bir yer. Şezlonglarının ahşap olması bile insanın gözüne daha hoş görünüyor, mekan ‘doğanın içindeyim’ hissini sonuna kadar yaşatıyor. Koyda bulunan tek tesis Gabaklar Bungalow Butik Otel. Adından da anlaşılacağı üzere sadece bungalowlar var, çirkin beton bir yapı yok. Yemyeşil bahçesinde de şezlonglar, hamaklar var. Tesis kalmasanız bile dışarıdan misafir kabul ediyor ve şezlong, şemsiye ücreti almıyor. Tesisin restoranı başarılı ve geniş bir menüye sahip, ızgara yemekler de mevcut ve bahçede mangalda pişiyor.

Ayrıca evcil hayvan da kabul ediyorlarmış. Gabaklar benim Datça’daki favori mekanım oldu, ilerleyen zamanlarda tekrar gidersem burada mutlaka bir kaç gün kalırım.

Perili Köşk Plajı

Datça merkeze 15 dakika uzaklıkta bir koy. Plajda gördüğümüz kadarıyla tek bir otel bulunuyor (Perili Bay Resort Hotel) ve dışarıdan misafir kabul ediyor, kabul ediyor derken bize kimse nereye gidiyorsun demedi yine, Datça’nın kralı biziz. Perili’nin plajı kum ayrıca karşılaştırmak gerekirse denizi, Hayıtbükü ve Palamutbükünden daha güzel ve temiz.

Ayrıca burada yelkencilik, sörf gibi aktivitelerle tanışabilirsiniz, bir yelken kulübüyle anlaşmaları var. Ama beklentinizi karşılayıp karşılayamayacağı konusunda bilgi almak lazım tabi ki.

Datça’dan Selimiye’ye giderken tabelasına rastladığımız Bördübet’i zaten merak ediyorduk. Gittiğimiz yollardan doğanın kucağına varacağımız belliydi. Yol üzerinde, kimseciklerin olmadığı hafif dalgalı görünen koylarda da denize girilebilir bence ama biz Bördübet’e kadar sabredelim dedik.

Bördübet

Bördübet yeşilin içinde, gözlerden uzak bir koy. Koyda 2 adet tesis bulunuyor. Golden Key ve Amazon Club. Her ikisinde de ısrarla girmeye çalışıyormuşsunuz imajı veren ve her kapıda karşınıza çıkan dışarıdan misafir almama uyarısı! şaşırtsa da modumuzu düşürmedi. Zaten asıl amacımız bu çok övgü alan yerde denize girip biraz oyalanıp Selimiye’ye devam etmekti. Club Amazon’un kanolarına gelmeden önce dik bir merdivenle denize inilebileceğini dikkat ederseniz görebilir ve ordan denize girebilirsiniz. Ya da daha ileride Club Amazon’un bittiği yerden sola doğru kıvrılan yolu takip edip asıl plaja varabilirsiniz. Orada göreceğiniz şezlong ve şemsiyeler Club Amazon’a ait ve orada kalmıyorsanız ücretli de olsa kullandırmıyorlar. Onun dışında ise gölgesine sığınabileceğiniz herhangi bir yer yok. İlla ki Bördübet’i görmek istiyorum, yüzmek istiyorum diyorsanız tedarikli gitmenizde fayda var.Ayrıca baştan uyarayım gönülsüz bir şoförünüz varsa Bördübet yolu, yol boyunca söylenerek gitmesi için çok müsait 🙂

Kızkumu Plajı

Datça’dan Selimiyeye giderken yol üzerinde ‘bu ne kalabalık’ dediğiniz bir yer görürseniz işte Kızkumu Plajındasınız. Burası denizin ortasından yürüyerek karşıya geçebileceğiniz ilginç bir yer. Öğlen saatlerinde çok kalabalık, akşamüstü kimsecikler yok.

Selimiye

Planlarımız arasında son 2 gün Marmaris merkezde kalıp o tarafa yakın koyları keşfetmek vardı ama Datça’dan kolay kolay ayrılamadık. Dolayısıyla son gün tercihimizi Selimiye’den yana kullandık.

Selimiye’yi ilk gördüğümde teknelerin plajın dibinde olmasına ve insanların onlardan kalan yerlerde yüzmeye çalışmasına biraz şaşırdım ama denizin muhteşem berraklığını görünce ve de vakit geçirdikçe Selimiye’yi gerçekten çok sevdim.

Sahil şeridi boyunca bahçeli, şirin butik oteller, pansiyonlar var, şezlong ve şemsiyeler de bu pansiyon ve otellere ait. Rahat yüzebilmek için teknelerden kalan en açıklık yere kapağı atıp ayakların denizin içinde şezlongda tembellik yapmak Selimiye’den beklentimin karşılanmasına yetti. Bu arada tatilimizin başından beri ilk defa burada şezlong ücreti ödedik. (Kişi başı 15 TL)

Yemek için ise Mavi Pide’yi tercih edip pişman olmadık. Patlıcanlı pidesini sıcak falan dinlemeyip sonuna kadar yedim, yaşasın soda! Tatlı için ise Paprika tavsiyesi almışken denemek istedik. Genellikle sütlü tatlılardan oluşan bir menüsü var ama değişik bir durum yok. Her yerde yiyebileceğiniz türde ve lezzette. Ama çilekli limonatasının sunumu orijinal kabul ediyorum.

8)Datça’da Gezilecek Yerler Nereler?

Knidos Antik Kenti

Geçmisi M.Ö 2000 yılına dayanan antik kent, Datça yarımadasının en uç kısmında yer alıyor. Datça’nın merkezine 38 km, kendi aracınızla veya Palamutbükü dolmuşlarıyla ulaşabilirsiniz. Giriş ücreti 10 tl, müzekarta ücretsiz ve giriş saat 19.00’a kadar. Ayrıca uygun ayakkabınız varsa patika yoldan 1 km kadar yürüyerek Knidos fenerine gidilebilir. Yolunuzu kaybetmemek için elektrik kablolarını takip edin. Gün batımını izlemeden gelmeyin 🙂

Eski Datça

Datça diyince önce Can Yücel. Ama evi kapalı, Datça sokaklarının havası zaten bu kadar şairane iken aklıma geldi;

Kibrit çakıyorsun karanlıkta

Badem çiçeklerini görmek için

Ve mart denizlerinde tedirgin bir çift

Sarnıç gemisi gözlerin

Bir iş açacaksın sen başımıza

Yangın mı olur artık, bahar mı?

Şairin neden Datça sevdalısı olduğunu anlamak, bu şirin beldeyi gördükten sonra çok zor olmasa gerek.

Ufacık tefecik, tatlı bir yer Eski Datça. Keyifle, begonvillerin donattığı sokaklarda yürümek insanı gerçek hayattan uzaklaştırıyor.

Eski Datça’da yemek yemek için Elia restoranı tavsiye ederim.  Keyifli bir mekan. Çocuklu aileler için de oyuncakların olduğu ayrı bir alanı var.

Yeni Datça

Yeni Datça’da çok vakit geçirmesek de Fevzinin Yeri’ne uğramadan dönmedik. Daha önce tatmadığımız, çok değişik mezeleri var ve balık da çok başarılı. Mezeler konusunda zaten Atilla bey ne sevip sevmediğinize göre sizi yönlendiriyor. Muhabbet güzel. Ağaç altı tatlı bir mekan. Sahilin bir alt caddesinde.

Sahilde ise rengarenk ışıklandırılmış, kumların üzerine yayılmış restoranlarda fasıl eşliğinde yemek yiyebilirsiniz.

9)Datça’da Gece Hayatı Nasıldır?

Eski ve Yeni Datça’da gece hayatı yok gördüğümüz kadarıyla. Sadece Coop diye bir mekana rastladık. Bizim orada olduğumuz gün de bachata gecesi vardı ama çok ilgimizi çekmediği için (oynayamayan gelin misali) içeri girmedik. Bir üst katında ise Roll Cafe var. Çeşitli biralar bulmak mümkün. Yalnız belli bir saatten sonra Coop ile müzikler karışıyor, akşamüstü daha keyifli olacak gibi.

10)Datça Gezisi Ne Kadara Mal Olur?

Konaklama anlamında tercihlerinize bağlı olarak fiyatlar çeşitlilik gösteriyor tabi ki. Ev kiraları 200 tl civarında iken bungalov evlerde ev fiyatı 250-300 tl civarında oluyor. Dönemsel olarak da farklılıklar olabilir.

Yeme içme konusunda maliyetler, plajlarda yer alan mekanlar için yaşadığımız yerlerde   bulunan  kafelerle benzer fiyatlara sahip.

Akşam yemeği için restoranlar ise kişi başı 50-100 tl arası denilebilir.

Gezdiğimiz tüm koylarda Selimiye hariç hiç şemsiye ve şezlong ücreti isteyen olmadı(bu konuda hala çok şaşkınım). Selimiye’de ise kişi başı 15 tl ödedik.

11)Datça’yı Merkez Yapıp Yakın Çevrede Nerelere Gidebilirim?

Datça’nın yarım ada olması sebebi ile tam olarak merkez yapıp etrafındaki yerleri gezme imkanınız yok. Bu yüzden Datça’yı ayrı bir yere koyun, buradaki tatiliniz bittikten sonra dönüşte Marmaris, Akyaka, Köyceğiz, Dalyan, Fethiye sizi bekliyor olacak.

12)Datça’ya Giderken Aklınızda Bulunması Gereken Şeyler?

Bahsettiğim bu koyların tamamı taşlık. Sahil kısmı kum olanların da denize girişi taşlık o yüzden deniz ayakkabısı rahat ettirir yoksa da seke seke yürürsünüz benim gibi.

Tekne turu yapmayı düşünüyorsanız gittiğiniz ilk gün karar verip rotanızı ona göre çizmek daha mantıklı oluyor. Datça merkezde sahil şeridinde bu konuda bilgi alabilir, rezervasyonunuzu yaptırabilirsiniz. Ayrıca tekne turu ile Kızılbük’e kısa süreliğine uğrayıp yüzme imkanınız olsa da ayrıca en az 1 gün ayırmanızı tavsiye ediyorum.Pişman olmazsınız.

Ve bizim için, Marmaris’e dönüş, ışıklı tabelalardan kör olma, merkezdeki otellerde miki kostümlü animasyonlara şahit olma, kalabalık, turist akını ve kapanış.

Umarım sizin de tatiliniz çok güzel geçer.

Datça’yı özetleyen en güzel şey Strabon’un dediği gibi, “Tanrı yarattığı kulunun uzun ömürlü olmasını isterse, onu Datça’ya bırakır.”

 

Datça Gezi Rehberi” konusunda Bir Fikir

Bir Cevap Yazın